Bir tedi gördüm sanki (Taken with Instagram)
26 Aralık 2011 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, asla unutulmaması gereken bir hukuk, siyaset ve insanlık dersine imza atmıştır. Aşağıda imzası bulunan biz sanatçılar, kendisinin başımızdan eksik olmaması için duacıyız. Kendisi, devlet adamlığı ciddiyetiyle konuyu…
“Time and space is never ever going to make any kind of sense.” O zaman bol dondurmalı bir 2012 olsun herkese…
Sevgili anonim, kim olduğunu bilmediğim için tek söyleyebileceğim “Ne mutlu sana!” olabiliyor. Biraz daha açıklasaydın keşke…
Sevgili anonim, bu sana ulaşır mı bilemiyorum. Mesajının mailini sabah gördüm, iş güç derken akşam dinlerim demiştim. Akşam dinlemesem de hayran kalırdım muhtemelen. Yine de bu akşam eve ağlayarak girdim, şarkı lazım ama ne? Aklıma geldi. Genelde böyle alakasız zamanlarda böyle detaylar hatırlanır. Mesela bir süredir eksik düğmesi dikilsin diye askıda bırakılmış gömlek de böyle zamanlarda göze batar. O düğme böyle zamanlarda dikilmez; çünkü “procrastination” kanunları duygusal patlamalarda işe yaramaz. İşte böyle sevgili anonim, gecemin şarkısını yolladığın için teşekkür ederim.
Haberin kaynağına şurdan ve buradan ulaşabilirsiniz.
Afişteki sözün sahibi Dinar Kahveci. Bildiğin her açıdan sonumuz olacak bir uygulama, sözün, şakanın, komikliklerin bittiği yer. Sokaga çıkılsa da engellenebilirliğinden şüphe duyduğum kanun. 22 agustosta kendimizi ifade edebileceğimiz, öğrenebileceğimiz, iletişime geçebileceğimiz sonsuz bir kaynağın yok oluşu söz konusu.
I wish I were a Warhol silk screen
Hanging on the wall
Or little Joe or maybe Lou
I’d love to be them all
All New York City’s broken hearts
And secrets would be mine
I’d put you on a movie reel
And that would be just fine
Bunlar açıklananlar, daha açıklanmayanlar da var. One Love’ı (vakti var) ve Deep Purple’ı (tutamadım aldım zaten) saymazsak:
1 kadın
2 ay
7 konser
350 TL
Bir kitabın ilk sayfasında görüp görülebilecek en muhteşem cümle bence de… Üstelik The Hours da şahane bir film =)
hararetli tartışmaya katılıp folovır kazanmak için yaptımdı ben =)))))
çosinirlendimdi, tutamadım. rica ederim.
Demin Facebook’da görüp de eklediğim “Keep calm and hasiktir ordan” jpegini hazırladığını iddia eden ergen bir arkadaş tarafından ÇALMAKla suçlandığımdan kaldırdım o fotoğrafı.
İşte en ufak bir Türkçe içerik dahi eklemekten kaçınmamın sebebi bu. Fotoğrafın altına iki kelime…
Bazen bir grafik, bir illüstrasyon ya da bir fotoğraf hiç ummadığın kadar çok şey ifade edebilirken, bazen de 350 sayfalık amatör bir roman hiçbir halt anlat(a)maz. Bu kadar ne oldum delisi olmak, işte bu, sosyal medya dediğimiz meretin kör göze parmak sokarcasına ortaya koyduğu bir şuursuzluk. Alttaki o Karl Lagerfeld yorumu da ukalaca bir kanıt değil, yalnızca “beni seviyosunuz ama di miiiğ?” şımarıklığının daniskası.
Hassiktir ordan!
Not: Yazar olacaksan, “Facebook’da” değil “Facebook’ta” demen gerektiğini öğren mesela. Yahut, “jpegini” diyeceksen “jpeg’ini”… Türkçe içeriği paylaşma zaten, git Türkçe öğren önce. Gündelik hayatta sık kullanılmayan ve fi tarihinden kalma kelimeleri araya serpiştirince dil biliyor sayılmıyorsun. O 350 sayfayı yayına hazırlayana ve tashihini yapana acıyorum.
(Source: thedarksideofmypinkyheart)
Güldürürken osurtan film: The Good Heart (2009)
Güldürürken osurtan spoiler:
(Jacques brokoli yemektedir.) It’s amazing, a broccoli always makes you fart. In a way, broccoli is the embodiment of fart. If you could capture a piece of fart, materialize it, I imagine, it would look pretty much like this. The incarnation of fart.
Makoto Shinkai - She and Her Cat
Biri tarafından yazılmış, bir başkası tarafından gözüme sokulmuş, beni ve başkalarımı, en uygunu bir kedi diliyle ve yerden 10 santimetre yükseklikten anlatan hikayem.