La havle!
Sevgili cücük beyinli insanlar, bahar falan gelmedi.

Kışı yaşadık mı da bahar geliyor? Ben ki, henüz çeyrek yüzyıldır varım ve coğrafyam hep kötüydü; bu ülkede dört mevsim yaşanması gerektiğini biliyorum. Takriben üçer aydan oluşan ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimleri dünya üzerindeki coğrafi konumumuz nedeniyle tipik olarak yaşanmalı, değil mi?
Maalesef artık iki mevsim yaşanıyor: Sonbahar ve yaz. Bundan daha endişe verici olansa bu duruma yaklaşım biçimimiz.
Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da düşünme eylemini yanlış uzvuyla gerçekleştiren memleketim insanı, iki güncük yağan ve ardından çıkan güneşle iz bile bırakmayan kardan sonra ısınan havayla “oh ne güzel bahar geldi” diye şenlik kafasına girdi iki günde. Bu aralar bize kadar gelmediği sürece radyasyona nasıl bakılıyorsa, küresel iklim değişikliği olgusuna da aynı belaltı geyik mesafesinden bakılıyor. Radyasyonla hiçbir kadının üçüncü memesi çıkmayacağı gibi, yazın çok sıcak oldu diye toplu çıplaklık moda olmayacak, bunu aklınıza yazıverin.
Kar, soğuk sevmeyebilirsiniz; ama kışın kış gibi geçmemesini bu kadar çabuk kabullenip iki günlük soğuğa söyleniyorsanız bu hızlı evriminizi durup bir sorgulayın lütfen. Daha Mart’ın ortasında kışlıklarınızı naftalinleyip kaldırırken, yazın insanın beynini buharlaştıran sıcaklara küfretmekten geri kalmıyorsanız siz çok çılgın bir şuursuzsunuz.
Hem, kar çok güzel…


